Анри Мишо цитаты

Анри Мишо фото

2   0

Анри Мишо

Дата рождения: 24. Май 1899
Дата смерти: 19. Октябрь 1984

Анри Мишо — французский поэт и художник с валлонскими, немецкими, испанскими корнями.


„Новые заботы, новые соблазны. У каждого искусства — свой соблазн. И свои дары. Их не выпрашивают — их ждут.“

„Смена занятия — одно из самых странных внутренних путешествий, какие только возможны.“


„He who has rejected his demons badgers us to death with his angels“

„It is preferable not to travel with a dead man.“

„The Surrealist supernatural is a bit predictable but given the choice between supernatural and anything else, I would have no hesitation. Long live supernatural!“

„I AM ROWING (a hex poem)

i have cursed your forehead, your belly, your life
i have cursed the streets your steps plod through
the things your hands touch
i have cursed the inside of your dreams

i have placed a puddle in your eye so that you cant see anymore
an insect in your ear so that you cant hear anymore
a sponge in your brain so that you cant understand
anymore

i have frozen you in the soul of your body
iced you in the depths of your life
the air you breathe suffocates you
the air you breathe has the air of a cellar
is an air that has already been exhaled
been puffed out by hyenas

the dung of this air is something no one can breathe
your skin is damp all over
your skin sweats out waters of great fear
your armpits reak far and wide of the crypt

animals drop dead as you pass
dogs howl at night their heads raised toward your house
you cant run away
you cant muster the strength of an ant to the tip of your feet

your fatigue makes a lead stump in your body
your fatigue is a long caravan
your fatigue stretches out to the country of nan
your fatigue is inexpressible

your mouth bites you
your nails scratch you
no longer yours, your wife
no longer yours, your brother
the sole of his foot bitten by an angry snake

someone has slobbered on your descendents
someone has drooled in the mouth of your laughing little girl
someone has walked by slobbering all over the face of your domain

the world moves away from you

i am rowing

i am rowing

i am rowing against your life

i am rowing

i split into countless rowers
to row more strongly against you

you fall into blurriness
you are out of breath
you get tired before the slightest effort

i row

i row

i row

you go off drunk tied to the tail of a mule
drunkenness like a huge umbrella that darkens the sky
and assembles the flies

dizzy drunkenness of the semicircular canals
unnoticed beginnings of hemiplegia

drunkeness no longer leaves you
lays you out to the left
lays you out to the right
lays you out on the stony ground of the path

i row
i row
i am rowing against your days

you enter the house of suffering

i row
i row

on a black blinfold your life is unfolding
on the great white eye of a one eyed horse
your future is unrolling

I AM ROWING“

„On the edge of a tropical ocean, in a thousand reflections of the silver light of an invisible moon, among undulations of restless waters, ceaselessly changing...

Among silent breakers, the tremors of the shining surface, in the swift flux and reflux martyrizing the patches of light, in the rendings of luminous loops and arcs, and lines, in the occultations and reappearances of dancing bursts of light being decomposed, recomposed, contracted, spread out, only to be re-distributed once more before me, with me, within me, drowned, and unendurably buffeted, my calm violated a thousand times by the tongues of infinity, oscillating, sinusoidally overrun by the multitude of liquid lines. enormous with a thousand folds, I was and I was not, I was caught, I was lost, I was in a state of complete ubiquity. The thousands upon thousands of rustlings were my own thousand shatterings.“
Miserable Miracle

„bedenlerin olmadığı bir kavgaya hazırlanman gerekiyor, her durumda karşı koymayı başarabileceğin, soyut bir kavgaya, diğerlerinin aksine düşe kalka öğrenilen bir kavgaya.
kusurların mı, telaşa gerek yok. düşüncesizlik edip onları düzelteyim deme. sonra yerlerine ne koyacaksın ki?
güçsüzlüğünü olduğu gibi sakla. yeni güç kazanmaya çalışma, hele senin için olmayan güçler, sana göre tasarlanmamış güçler, doğanın seni başka şeylere hazırlarken senden kaçındığı güçler söz konusuysa…
birinin gelip senin içinde yüzmesine, senin içine yerleşmesine, senin içine alçı dökmesine izin veriyorsun ve sen hala kendin olmak istiyorsun!
yanlışlarının sonuna kadar git, en azından bazı yanlışlarının, tam olarak hangi tür yanlış olduğunu iyice gözlemlemene imkan verecek biçimde. bunu yapmazsan, yarı yolda durursan, körlemesine gidersin ve tüm yaşamın boyunca hep aynı tür yanlışları tekrarlarsın, bazıları da çıkar buna senin “kaderinmiş” der. düşmanı, ki bu aslında kendi yapındır, zorla, açığa çıksın. eğer kendi kaderini değiştiremdiysen, o zaman kiralık bir daire olabilirsin yalnızca.
çok erken akıllı oldukları için aptallar. sen ise uyum göstermek için acele etme. yedekte hep bir uyumsuzluk sakla.
insanları hiç derinden tanımadın. onları gerçekten gözlemlemedin, hatta onları sonuna kadar sevmedin veya onlardan sonuna kadar nefret etmedin. sen yalnızca sayfaları şöyle bir karıştırmakla yetindin. öyleyse senin de sayfalarını karıştırmalarına ve birkaç yapraktan ibaret olmaya razı ol.
anımsa, kazanan her kazandığında kaybeder.
kendi küçük dünyanda hep daha fazla hüzmetkarım oldu diye düşünürken, muhtemelen sen daha fazla hizmetkar oluyorsun. kimin? neyin? eh işte artık ara, ara!
bir şey yakaladıysan ister istemez daha fazlasına sahip olmuşsun demektir. bu fazlalıktan hiç şüphe duymuyorsun ve hakkında hiçbir şey bilmiyorsun, aradan uzun bir zaman geçmeden de bilmeyeceksin. belki tüm bir dönem geçtikten sonra da bilmeyeceksin. o zaman çok geç olacak. evet, çok geç.
rahat olabilirsin, içinde berraklık kalmış. tek bir yaşamda her şeyi kirletememişsin.
kendi kendine bulaşıcısındır, bunu anımsa. senin sana galip gelmesine izin verme.
meleğinin sıkıcı hale gelmesi, seni bir iblis seçmeye zorladı, o da seni şeytanlaştırandan başkası değildir. onu iyi seçtin mi? olması gerektiği gibi şeytansıdır; ama şeytanın gücü senin cılız gücünle ille de orantısız değildir. göz kulak ol ona, sıkıca sarılırlar, bunu biliyorsun değil mi?
eğer bir kara kurbağası italyanca konuşabiliyorsa, zamanla neden fransızca konuşmasın niye konuşmasın?
aptallık edip kendini göstermiş olsan dahi, sakin ol, onlar seni görmediler.
bir insanın yaşamın da taşıyabileceği duygu yükü sonsuz değildir. Üstelik çoğu insan da çabucak sona varır. daha da vahim olanı, senin hissedebileceklerinin yelpazesi sınırlı bir açıklığa sahiptir. büyük zahmetle, büyük riskler alarak ya da şansın yardımıyla ya da büyük kurnazlıkla bu yelpazeyi bazı kereler biraz daha açmayı başarabilirsin, o da belli bir süre için. ama doğanın yelpazesi öyle yapılmıştır ki, eğer sürekli dikkat etmezsen, fazla geçmeden daralır, ta ki kapanıncaya kadar.
her allahın günü batan için ne yolcu gemisine ne de yolunu şaşırmış bir buzula ihtiyaç vardır, batmak, ilelebet batmak için. sahne düzenine ihtiyaç yoktur. ne titanic ne atlantis. eşlik yok, görecek bir şey de yok. yalnızca batıyorsun.
elde, kalptekinden daha fazla şefkat, kalpte de davranıştan daha fazla şefkat bulunur.
ona ait hareketleri bul. onun arzuladığı ve seni yeniden biçimleyecek hareketleri. elin dansı. şu andaki ve uzaktaki etkilerini gözlemle. bu çok önemlidir, özellikle hiç elleriyle hareket etmeyen bir insan olmuşsan. sende eksik olan buydu, boşu boşuna dışarıda aradıkların, incelemelerde ve derlemelerde değil. tanımsızca ele dön.“


„There is not one self. There are not ten selves. There is no self. ME is only a position in equilibrium. (One among a thousand others, continually possible and always at the ready.) An average of “me’s,” a movement in the crowd. In the name of many, I sign this book.“

„The mere ambition to write a poem is enough to kill it.“

„... Odchodzisz beze mnie, moje życie,
Toczysz się,
A ja wciąż czekam, zanim zrobię krok,
Ty już gdzie indziej stajesz do walki
...“
La nuit remue

„SIMPLICITY
That's what's been missing from my life: simplicity. Slowly but
surely I'm beginning to change.
For example, these days I never leave my house without taking my
bed along. If a woman passes by and catches my eye, I take her to bed
immediately.
If her ears and nose are ugly or too big, I remove them along with
her clothes and put them under the bed, ready for her to take back
when she leaves; I keep only what I like.
If she could use a change of undergarments, I arrange it. It's my
gift. If, however, I see a prettier woman walk by, I voice my regrets to
the first and poof! she disappears.
Some people who know me claim that I can't do what I've just
described, that I haven't got the balls. Well, that may have been true in
the past, but that was when I wasn't doing everything exactly the way I
like it.
Now I always enjoy my afternoons. (Mornings I work.)“

Подобные авторы